1. Anasayfa
  2. Tarih

Vahdettin Hain Miydi?

Sultan Mehmet Vahdettin Osmanlı İmparatorluğu’nun 36. ve son Padişah’ıdır. 1. Dünya Savaşının kaybedilmesinin ardından 1918 yılında tahta çıkmıştır. Vahdettin tahta çıktığı zaman şunları söylemiştir; ‘Ben tahta çıkmadım, bir yangın yerinin külleri üzerine oturdum’.

Vahdettin Hain Miydi?
Vahdettin Hain Miydi?

Sultan Vahdettin Hain Mi?

Sultan Vahdettin devletin başına geçtiği zaman artık Osmanlı’nın yıkılacağı kesin olarak belliydi. İtilaf kuvvetleri devletin her kademesine sızmıştı ve Osmanlı’yı parçalara ayırmak için gün sayıyorlardı. Sultan Vahdettin tahta çıktığı zaman Şeyhülislam’a şu şekilde hitap etmişti; ‘Ben bu makam için hazırlanmadım ki, bu makama gelmeyi beklemiyordum. Fakat takdir-i ilahinin teveccühü üzerine bu makama geldim. Şaşmış bir haldeyim, bana dua ediniz.’ Bu sözden anlaşıldığı üzere Vahdettin hayatı boyunca tahta çıkmayı beklemiyordu ve saltanat için hiçbir hazırlık yapmamıştı.

Vahdettin’e hain denilmesinin birkaç tane nedeni vardır. Bunlardan biri Vahdettin’in vatanı sattığı ve kaçtığı iddiasıdır. Vahdettin’in hükümdarlığı boyunca İstanbul’da İngiliz egemenliği hâkimdi. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasının ardından İngilizler Mondros’un işgallerle ilgili maddelerini bahane ederek devlet işlerine müdahale etmeye başlamışlardı. Sultan da olası işgallerin gerçekleşmemesi için İngilizleri kızdırmamaya çalışıyordu. Onun amacı İngilizleri oyalamak ve zaman kazanmaktı.

Vahdettin’in bu geçiştirme politikası Anadolu’da halkın daha rahat ayaklanabilmesini sağlamıştır. Sultan Vahdettin’e hain denilmesinin bir diğer nedeni de Sevr Antlaşmasının onun döneminde imzalanmasıdır. Fakat Sevr Antlaşması asla yürürlüğe girebilecek bir antlaşma değildi. Çünkü Sevr imzalanmadan birkaç ay önce meclis kapatılmıştı.

Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce mecliste oylanması sonra da Padişah’ın onayını alması gerekiyordu. Fakat o yıllarda İngilizler, meclisi kapattığı için antlaşma oylanmadı ve Padişah’ın önüne gelmedi. Sevr Antlaşmasını imzalayanlar yalnızca Damat Ferit Paşa’nın etrafında topladığı birkaç tane Hain Paşaydı.

Antlaşma Saltanat Şurasında oylamaya sunulduğu zaman Damat Ferit bir oyun oynamış ve Padişah’a hürmeten ayağa kalkan Paşaların antlaşmayı onayladığını ileri sürmüştür. Padişah’ın toplantıyı terk etme nedeni ise antlaşma şartlarına çok öfkelenmesidir. Damat Ferit toplantıyı oldubittiye getirmiş ve birkaç tane yandaşıyla beraber antlaşmayı imzalamıştır. Yani Sevr Antlaşmasının asıl suçlusu Damat Ferit’tir.

Vahdettin’e Neden Hain Deniliyor?

Vahdettin’e hain yakıştırmasının yapılmasının diğer bir sebebi ise Padişah Vahdettin’in 1922 yılında vatanı terk etmesidir. Bazı çevreler Vahdettin’in İngiliz zırhlısıyla beraber vatanı terk ettiğini ileri sürmektedir. Fakat bu iddia yanlıştır. Vahdettin’in payitahttan ayrılmasının nedeni sürgün edilmesidir.

1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırılmış ve Osmanlı Hanedanı için sürgün kararı çıkmıştır. Yani Vahdettin’in vatanı terk etmesi mecburiydi. Zaten o da iç karışıklığa sebep olmamak ve ayak bağı olmamak için gitmeye hazırlanıyordu. Sultan Vahdettin isteseydi İstanbul’da kalıp hazineyi kullanarak saltanat yanlısı halkla beraber hanedanın devam etmesini sağlayabilirdi. Fakat o ülkenin bölünmesini engellemek için zor şartlar altında bir sürgün adası olan Malta’ya gitmeye karar verdi.

Padişah Vahdettin’in günümüzde hain olarak anılmasının son nedeni ise direnişçiler için çıkan idam kararlarıdır. Fakat bu kararlar Vahdettin tarafından verilmemiş ve İngilizler tarafından çıkarılarak uygulanmıştır. 1918 yılından beri İstanbul’da İngiliz egemenliği tam manasıyla geçerli olduğu için onlara karşı yapılacak en ufak hamle devletin komple işgal edilmesine yol açabilirdi.

Padişah bu riski göze alamadığı için idam kararlarına ses çıkarmamıştır. Vahdettin aksine gizli yollarla Mustafa Kemal Paşa’yı desteklemiş ve o Samsun’a gideceği zaman kullanması için 25.000 altın vermiştir. Bu para ile günümüzde İstanbul’un onda birini ya da Konya gibi bir şehri almak mümkündür. Mustafa Kemal Padişah’tan aldığı bu para ile Anadolu’da rahatça hareket edebilmiş ve kongreler düzenleyebilmiştir. Yani vatanın kurtulmasında Sultan Vahdettin’in de etkisi vardır.

Vahdettin ömrünün son yıllarını yurt dışında sürgün halinde geçirmiştir. Sürgünün ilk yıllarında ekonomik olarak rahat bir hayat sürse de sonradan ilaçlarını alamayacak kadar fakirleşmiştir. Tarihçilerin büyük bölümü Vahdettin’in bir Padişah gibi yaşamadığını söylemiştir.

Vahdettin sürgün edildiği zaman Müslüman ülkelere sığınmaya çalıştıysa da o ülkeden ayrılmadan önce Halife unvanı alınmış ve sığınacak bir ülke bulamamıştır. Padişah 16 Mayıs 1926 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Öldüğü zaman mezarına haciz konulmuş ve Suriye’nin Şam vilayetinde bulunan Sultan Selim Camine defnedilmiştir.

İlginizi Çekebilir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir